Bir erkeğin arkasında durmak,
Kararlarına saygı duymak,
Ve sonuna kadar desteklemek!
Tüm bunlar yaşanırken de kadınsı duygularla baş etmek!
Rakibin olamayacak bir gerçeği kıskanmak, sevgilini paylaştığını hissetmek… Ama tüm bunlara rağmen verdiği her karara inanıp, saygı duyup elini tutup yanında durmak!
Neden mi bahsediyorum? GEZÏ’den!
Sevdiğim adam 21gunun 18ini gezi’nin koynunda geçirdi. Onun fotoğraflarını çekti, sabahları onun kollarında açtı gözlerini, uyandığında ilk ona baktı, o huzurlu sesi minik melodiler doldurdu kulaklarına ve onun güzel nefesini kokladı içine çekti… Onunla mutlu oldu…
Evet tam bir kadın kafasıyla düşününce kıskanılacak rakipsiz bir güzel Gezi.
Sonra geceler var bir de! Geceleri hiç de öyle kıskanılası bir güzel yoktu karşımda; sonuna kadar sergilediği yıldızlar hariç… Geceleri ayaz düşer üzerine, çiğ yağar yüzüne usulca okşar tenini ama keşke bununla kalabilseydi…
Bazı geceler nefesi kesildi gaz örtüsü kapladı… Bazı geceler yağmurla yıkandı… Bazı geceler plastik mermiler kovaladı ardından… Ve bu geceler kıskanmak bir yana endişe etmekten başka bir his duymaz oldu ruhum…
Ruhum mantığım oturup bir karar verdi. Sevgilimin mutluluğu benimdi de aynı zamanda bu yüzden hiç bir zaman “gitme” çıkmadı dilimden, yüreğimden… Yüreğime düşen tek korku “ya ona bir şey olursa?”‘ydı…
Her gece sabahı bağlayana kadar defalarca uyandım iyi olduğuna emin olmak için… Bazen çok kızdım, bazen çok ağladım, bazen çok merak ettim… ama hep onunla olsun istedim. ölmediği sürece onun koynunda kalsın istedim…
Belki bencilce tüm bu hisler ama tamamen kadınca…